Kozmetik ürününüz ne kadar güvenli? - Ürün Güvenliği
Makaleler

    Kozmetik Preparatlarda Kullanılan Maddeler

     1 KOZMETİK PREPARATLARDA KULLANILAN MADDELER

    1. Yağlar ve mumlar

    Bunlar katı veya sıvı karakterde olabilirler. Yağ asitlerinin gliserin esteri veya yağ alkolleri ile olan esterleri olabilirler. Bu grupta kakao yağı (Theobroma cacao), hindistan cevizi yağı (cocos nucifera), palm yağı (elasis guineensis), domuz yağı (Adeps suillus), badem yağı (Aamygdalus communis), zeytinyağı (olea europea), hint yağı (ricine communis), susam yağı (sesamum indica), hidrojene yağlar, sentetik gliserin yağ asidi esterleri (mono, di stearat gliserin).

    Tabii mumlar: Hayvansal, bitkisel ve fosil kaynaklı olanları vardır. Hayvansal kaynaklısı balmumu, bitkisel kaynaklısı karnauba ve kandellila mumu, fosil kaynaklısı ise montana mumu ve ozokerittir. Hayvansal ve bitkisel mumlar yapı olarak yüksek yağ alkollerinin yağ asitleri ile meydana getirdikleri esterlerdir, e.d.leri birbirinden farklıdır.

    Karnauba mumu: Copernicia cerifera?dan elde edilen katı, kahve rengi sarı renkte bir mumdur. e.d. 84 C olup değişik çeşitleri vardır. E.d. yükseltici olarak kozmetik preparatlarda bu arada ruj, deodoran kalemler, allık ve far imalinde kullanılır. Başlıca mirisil serorat, az miktarda mirisil alkol, setil alkol ve serotik asit ihtiva eder.

    Kandellila mumu: Eeuphorbia antisyphilitica ve E.cerifera’dan elde edilir. Yapısında 48 doymuş hidrokarbon (C31-C33), dihidroksimirisinoleik asit, sitosterol ve mirisilik alkol esteri ihtiva eder. E.d. 68-70 C dir. Sarımtırak kahve rengi bir katıdır. Kolay toz edilir. Yağ ve mumları sertleştirmede kullanılır.

    Montan (montana) mumu: Linyit ve turb ocaklarından elde edilir. Siyah (beyazlatılabilir) kırılabilen bir kütledir. 80-90 C de erir. Serilik ve montonik asit (C28) ihtiva eder.

    Ozokerit: Petrol sahalarında bulunur. Tabii kompleks parafin hidrokarbonları karışımıdır. Tasfiye edilir. Serasin islah görmüş ozokerit ve bir karbon hidrojen karışımıdır. e.d. l61-78 C dir. Oksidanlara karşı stabildir. Nebati yağlar

    Palm yağı: Elasis guiineensis?in pulplerinden elde edilir. Palmitik ve oleik asit ihtiva eder. Çekirdeğinden elde edileni palmişit yağı adını alır. Bu laurik, miristik, kaproik, kaprilik ve kaprik asitler ihtiva eder.

    Hindistan cevizi yağı veya koko yağı: Cocos mucifera?dan elde edilir. Yağına kopkoprah veya koko yağı da denir. Hindistan cevizi içinde bulunur ve kurutma şekline göre terkibinde 66 yağ, 6-8 su bulunur. Ekstraksiyon metoduna göre farklı özelliklerde yağlar ele geçer.

    Badem Yağı: Prunus amygdalus?dan elde edilir. Tatlı ve acı türü vardır. Tatlı türü 47-60, acı türü 40-56 yağ ihtiva eder. Kolay acır. Tatlı badem yağı 94-97 doymamış asit (77 oleik, 17-20 linoleik), 3-6 doymuş (4.5 palmitik, 1.2 miristik) asit ihtiva eder. Kozmetikte yalnız tatlı badem yağı kullanılır.

    Yer fıstığı yağı: Aarachis hypogeae?dan elde edilir. Besin deposu 45-50 yağ ihtiva eder. Terkibinde doymamış asit olarak oleik ve linoleik, doymuş asit olarak ise stearik ve palmitik yağ asitleri vardır. Kakao yağı (F.Teknoloji de supozituvarlar konusunda anlatılacaktır).

    Hint yağı: Ricinus communis?den elde edilir. Bunun tohumu 66 yağ ihtiva eder. Terkibinde doymuş asitler (C16-C38) 2.4, risinoleik asit 87, oleik asit 7.4, linoleik ve dioksistearik asit 3.7 oranında bulunur. 30 luk alkolde çözünen yegane yağdır.

    Zeytin yağı: Olea europaes?dan elde edilir. Meyvanın pulpları 35-50 yağ ihtiva eder. Çekirdek kısmı meyvanın ağırlının 15-40 ını teşkil eder ve içinde 25-50 yağ havidir. Yağın terkibinde oleik asit 69-85, linoleik asit 4-12 ve palmitik asit 7-15 oranında bulunur. Az miktarda miristik, stearik (1-3) ve araşidik asitler de vardır. Kozmetikte az kullanılır. 2

    Pamuk yağı: Gossypiium tohumlarından elde edilir. Terkibinde 25 doymuş asit (palmitik 22) 75 doymamış asit bulunur. Sabun sanayiinde kullanılır.

    Mısır yağı: Zen mais?den elde edilir. Terkibinde fazla doymamış asit ihtiva eder. Mısır yağından doymuş asit 11, (palmitik 7.3, stearik 3.3) doymamış asit 82 (oleik 43, linoleik 39) oranında bulunur.

    İç yağı: Değişik hayvanlardan elde edilir. Soğutulup tazyik edilirse katı ve sıvı kısım olarak ikiye ayrılır. Katı kısım temizlenirse stearin adı ile kullanılır. Sıvı kısım ise olein adını alır. Ticari stearin miristik, stearik, palmitik ve oleik asit karışımıdır. Kozmetikte kullanılan stearin ise 2-3 defa tasfiye edilmiş olmalıdır. Bu tekrar tekrar soğutulup tazyik suretiyle yapılır. Bu seritte içindeki oleik asit 6 dan 3 e ve miristik asit de 2 den 0.5 e düşer.

    Parafin sınıfı maddeler:

    Mineral Yağlar Parafin: Parafinin petrolün fraksiyonlanması ile ele geçer. Madeni yağlar sebatlıdırlar, acımazlar ve kokusuzdurlar, makyaja ve kirlere yapışık yağları çözerler. Homojen olması ve acıyan yağ asitlerini ihtiva etmemesi nedeniyle bitkisel yağlara tercih edilirler. Kremin temizleme kuvveti madeni yağ içeriğine bağlıdır.

    2. Alkoller

    Undesilen, lauril, miristil, setil, stearil, araşidil, oleil, risinol, linoleil alkol, heksadesil alkoller ve okdil dekanol, mannit (mannitol), sorbit (sorbitol, sorbo, karion) bu arada zikredilebilir. Küçük moleküllü alkollerden etil, isopropil, propil, gliserin, glikoller, etilen glikol, 1.2 propilen glikol, poli propilen glikoller. Triterpen alkol, kolesterin, sitosterin (ftosterin), isokolesterin (lanosterin ağnosterin) kozmetolojide kullanılır.

    3. Yağ asitleri

    Laurik, miristik, palmitik, stearik, araşidik, oleik, linol, linoleik, risinoleik, 12 hidroksi stearik asit kullanılır.

    4. Emülgatörler

    Emülsiyon bahsinde anlatılan emülgatörler kullanılır. Tabii maddeler (Gomlar ve musilajlar) bu sınıf maddeler polisakkarit yapısında olup, su ile şişerler. Şişmelerinde pH rol oynar. Alglerden elde edilen maddeler (kahve rengi alglerden, laminarin, alginik asit, fikoidin, kırmızı alglerden karragen, agar) bu amaçla kullanılırlar. Ayrıca kitre, arap zamkı, karaya, keten tohumu musilajı, pektin kullanılır. Nişasta ve deriveleri (hidroksi etil nişasta, karboksi metil amilopektin, sentetik hidrokolloidler, sellüloz türevleri ve diğerleri ( Farmasötik Teknolojide kullanılan vizkozite arttırıcılar) kullanılır. Metil sellüloz (tylose, methocel MC), metil etil selluloz, metil hidroksi propil selluloz, hidroksi etil selluloz, karboksi metil hidroksi etil sellüloz, polivinil alkol (PVA), poli vinil prolidon (PVP) ve kopolimer, karbopol (karboksivinil polimer), di metil hidantoin ve türevleri poli akril ve polimetakril asidi, etilen oksit polimerleri, ayrıca dekstrane (glikoz polimeri), jelatin, kazein, albumin, gliadin de aynı amaçla kullanılırlar.

    5. Koruyucular

    Etkin bir koruma preparatın güvenilirliğini ve stabilitesini arttırır. Bu amaçla kimyasal maddeler, koruyucular kullanılır. Koruyucuların preparatı tüm mikroorganizmalara karşı koruması beklenir. Bunun yanısıra üretim esnasında karşılaşılabilecek bulaşanlara karşı daha etkin bir koruma sağlamak için koruyucu konsantrasyonunun arttırılmaması, bunun yerine iyi imalat kurallarına uygun davranılması gerekmektedir. EEC kozmetik yönetmeliklerinde ve sağlık Bakanlığının resmi gazetede yayınlana kozmetik yönetmeliğinde kozmetiklerde kullanılmasına izin verilen ya da kullanımına geçici olarak izin verilen koruyucuların listesi bulunmaktadır.3 Kozmetik endüstrisinde en çok kullanılan beş koruyucu, metilparaben (35), propilparaben (32), imidazolidinil üre (9), kuaterniyum-15 (5), ve formaldehit çözeltisi (4). Buradan da açıkça görüldüğü gibi parabenler diğer koruyuculardan daha fazla kullanılmaktadır. Ayrıca bazı uçucu yağlar tek başlarına veya karışım halinde kullanıldıklarında mikrobiyal bulaşma riskine sahip y/s deri kremlerinde, hidrojel ve alkolsüz hidrolitik sistemlerde antimikrobiyal aktivite göstermektedirler. Bundan başka klasik koruyucular ile çok düşük konsantrasyonlarda (normalden 200 kez daha az) kullanıldıklarında sinerjik etki gösterdikleri bildirilmiştir. Birçok dezenfektan madde kozmetik preparatlarda koruyucu olarak kullanılır. Bunlar değişik gruplarda toplanır.

    1-     Etil ve propil alkol: Saç ve traş losyonlarında kullanılırlar. Max. etkinlik EtOH için 70, iso-PrOH 50 verilir. Losyonların bakteri ve mantarlardan korunması için 15 EtOH yeterlidir.

    2-      Asitler ve esterler: Astrenjan krem ve losyonlarda kullanılır. Bunlar arasında organik asitlerden laktik, sitrik, tartarik asitler sayılabilir. Borik asit bebek, vücut ve taş pudralara konmaktadır. Serbest borik asit rahatça deriye difüze olur, bu yönden etkin ve kullanışlıdır, fakat iç zehirlenme de yapabilir. Bu yüzden bebek pudralarında kullanılması yasaklanmıştır.

    3-      Fenoller: Bilinen en eski dezenfektanlardır. Ancak irritan ve toksiktirler. Çözünürlükleri azdır. Birçok kozmetik preparatta çözünürlüklerini arttırıcı maddelerin (yağ, EtOH, PrOH, propilen glikol gibi) yanısıra kullanılırlar. Sabunlarda kullanılıp deodoran ve dezenfektan etki gösterirler. Poliioksietilen poligilikol, mumlar, birçok noniyonik yüzey aktif bileşikler, doymamış asitler, esterler ve tuzlarla kullanılmalıdır. Fenol grubu dezenfektanlar arasında hekzaklorofon, diklorofen, dikloro-m-ksilenol, pentaklorofenol sayılır.

    4-      Yüzey aktif bileşikler: Bakterisid ve bakteriostatik etkiyi bakterilerin protein yapısını bozarak gösterirler. Bunlardan ençok katyonik gruptan katerner amonyum bileşikleri kullanılır. Bunlar nötral veya zayıf asit karakteri gösterip kuvvetli asit ve alkalilerde dayanıksızdırlar. Yüzey aktif bileşikler, 1- Alifatik kuaterner bileşikler (zephirol, setavlon) 2- Ariloksi bileşikler (Femerol) 3- Heterosiklik bileşikler (Vansid, siprin) 4- Morfolin türevleri olmak üzere gruplara ayrılır. Bunlar yanında iyot ve noniyonik yüzey aktif bileşiklerin meydana getirdiği için kompleksler (iyodoforlar) şampuan ve diğer kozmetik preparatlarda kullanılmaktadır.

    5-      Sülfir bileşikleri: Dermatolojide kullanılan en eski dezenfektanlardandır. Akne ve bazı mantar hastalıklarının iyileştirilmesinde kullanılmıştır. Keratolitik ve keratoplastik etkilidir ve en etkin şekli kolloidal kükürttür. Saç losyonları ve şampuanlarda kullanılır. Ancak bu deriye yaygın şekilde sürüldüğünde toksik ve irritandır. Kozmetolojide sülfür bileşiği olarak tetrometiltiuramdisülfat, çinko dimetil ditiokarbomat kullanılır.

    6-      Fenil merküri tuzları: Vücut için toksiktir, fakat çok düşük konsantrasyonlarda kozmetik kremlerde kullanılabilir. Koruyucuların özellikleri Bir koruyucudan beklenen tüm özellikleri bir madde tek başına gösteremeyeceğinde genellikle koruyucu karışımları kullanılır. Böylece daha geniş bir antibakteriyel spektrum elde edilebileceği gibi formülasyon bileşenleri tarafından etkisiz hale getirilmeleri de engellenebilir. Ayrıca formülasyona eklenen bazı maddeler koruyucuların etkinliğini 4 arttırabilir. Kozmetiklerde kullanılan koruyucularda aşağıda belirtilen özelliklerin olması istenmektedir;

    Toksisite profilleri; Etkin koruma amacıyla kullanıldıkları konsantrasyonlarda ciltte ve mukoz membranlarda herhangi bir toksik etki, duyarlık ya da tahrişe yol açmamalıdırlar. En etkin koruyucular olan fenil merküri nitrat ve tiyomersal, aynı zamanda en toksik koruyucular olduğundan kullanımları çok sınırlıdır.

    Aktivite profilleri; Gram-negatif ve gram-pozitif bakterilere, maya, mantar ve karışımlarına etkili olacak şekilde geniş spektrumlu olmalıdır. Toksisite ve fiyatları da düşünülerek düşük konsantrasyonda yüksek bir etkinlik göstermeleri istenir.

    Çözünürlük profilleri; Mikroorganizmalar sulu fazda kolaylıkla çoğaldıklarından, sulu fazda etkili miktarda koruyucu bulunmalıdır. Bu nedenle koruyucunun sudaki çözünürlüğü önemlidir. Emülsiyonlar gibi su ve yağ fazı içeren sistemlerde ise koruyucunun bu ortamlardaki dağılabilirlik katsayısı önem taşır.

    ·         pH; Kozmetik ürünlerde pH değeri mikroorganizma üremesine uygun bir ortam oluşturur. Bakterilerin üremesi için pH 5.5-8.0, daha asidik şartlarda üreyen maya ve mantarlar için ise 3.5 ve daha düşük pHlar uygun ortamlardır ve bu pH değerleri modern kozmetiklerde görülen pH değerleridir. Bu nedenle kullanılan koruyucuların pH 2-11 arasında etkili olmaları istenir.

    ·         Fiziksel özellikler; İdeal bir koruyucu renksiz olmalı, içine konduğu preparata koku ve tat vermemelidir. Uçucu olmamalı, böylece üretim ve kullanım esnasında yüksek sıcaklıklara maruz kalsa bile etkinliğini kaybetmemelidir.

    ·         Geçimlilik; Koruyucu madde, ürünün içinde etkinliğini sürdürmeli, formülasyondaki diğer maddelerle geçimli olmalıdır.

    ·         Sıcaklık; İdeal olarak koruyucular farklı formülasyon işlemlerinde ve kullanım esnasında karşılaştıkları sıcaklığa karşı dayanıklı olmalıdır.

    ·         Etkinlik; Ürünü uzun kullanım süresince korumalıdır. Zamanla parçalanarak, ürüne ya da kişi sağlığına zarar verecek ürünler oluşturmamalıdır.

    ·         Fiyat; Ticari kullanıma olanak sağlayacak şekilde fiyatları uygun olmalıdır.

    ·         Formülasyonun rolü; Modern kozmetik sistemlerin karmaşık yapıları nedeniyle kullanılan koruyucular beklenenden daha az etkinlik gösterdikleri gibi, etkinliklerinin arttığı da görülebilir. Formülasyonda koruyucu maddelerle girişim oluşturan farklı bileşenler de sayılabilir. Süspansiyon ajanı veya kalınlaştırıcı ajan olarak kullanılan hidrokolloidler, koruyuculara adsorbe olan katı maddeler, yumurta, süt ve protein hidrolizatları gibi doğal maddeler koruyucularla girişim yapan diğer bileşenlere örnek olarak gösterilebilir.

    ·         Ayrıca ambalajda kullanılan malzemenin, özellikle plastik kapların neden olduğu girişimler ve koruyucuların test edildiği diyaliz hücreleri ve dissolusyon ölçümleri de girişim oluşmasına neden olabilir Koruyucu etkinlik testleri, kozmetik preparatların güvenilirliğinde ve tüketici tarafından kabul edilmesinde çok önemli bir yer tutarlar. Bu testler bir üründe kullanılması gereken koruyucunun tipini ve etkin olduğu konsantrasyonu bulmak amacıyla yapılır.

    ·          Koruyucu etkinlik testleri, kozmetik ürünlerde ve ilaçlarda preparatı kontaminasyona karşı korumak için gerekli olan minimum koruyucu miktarını bulmak amacıyla yapılan testlerdir. Bu testler, İngiliz Farmakopesi (BP), Avrupa Farmakopesi (EP), Amerikan Farmakopesi (USP), Kozmetik, tuvalet ve koku bileşenleri kurumunun (CTFA) yönetmeliklerine uygun olarak yapılırlar. Ayrıca son yıllarda kozmetiklerde kullanılan koruyucu maddelerin hızlı tayini için bir lineer regresyon yöntemi de geliştirilmiştir. Kullanılan yöntemlerde, test örneğini farklı mikroorganizmalar ile bir araya getirdikten sonra, test örneğinde kalan yaşayan organizma sayısını belirlemek üzere farklı zamanlarda aerobik plak sayımı (APCs) yapılarak koruyucu etkinliği saptanır.

    6.Antioksidanlar

    Serbest radikaller serbest elektron içeren yüklü veya nötr kimyasal maddelerdir. Vücutta neden oldukları olaylar sonucu, cildin canlılığında ve immünolojik işlevinde azalma, cildin esnekliğinde, hareketlilik ve metabolizmasında düşme ve kırışıklıkların ve lekelerin ortaya çıkması gibi farklılıklar ortaya çıkar. ?

    Otooksidasyon reaksiyonu havadaki oksijen etkisiyle oluştuğundan kozmetik ürünlerin havanın bu etkisinden korunması gerekir. ? Isı, ışık, metal iyonları, su ve protein gibi etmenler otooksidasyonda hızlandırıcı veya yavaşlatıcı olarak rol alırlar. ? Serbest radikallerin oluşmasında kozmetik ürünlerde bulunan sudaki çözünmüş oksijen ve yağlar önemli rol oynarlar. Kullanılan antioksidan maddeler 2 türlü işlev görür;

    1-      Serbest radikallein oluşumunu engelleyerek veya onları tutarak ?

    2-      Oksidasyon reaksiyonundaki zinciri kırarak etki gösterirler. ?

    3-      Kozmetik ürünlere eklendiklerinde koku, renk ve görünüşte değişiklik olmasını engeller, toksik ve alerjik yan ürünlerin ortaya çıkmasını da önlerler. Aynı zamanda ciltte serbest radikallerin neden olduğu hasarları da onarmak için kullanılır. ?

    Antioksidan maddelerin kullanımı sırasında ciltte irritasyon, toksisite ve renk değişimlerine dikkat etmelidir. Uygun antioksidan madde ve miktarının seçiminin yanı sıra iyi kalitede olmasına da önem vermek gerekir. Pirogallinler, butil hidroksi anisol (BHA), butil hidroksitoluol (BHT), dihidro guajeret asidi, askorbil palmitat kullanılır. Antioksidan ve koruyucu karışımı olarak 100g preparat için BHT 0.07, BHA 0.03, etilbenzoat 0.02, sorbik asit 0.02 tavsiye edilir. Preparatlar sıkı kapalı kaplarda saklanır. Böylece hava tesirinden ve mikroorganizmalardan korunur. Cam ve porselenin bir etkisi yoktur, plastik materyal ile reaksiyona girebilir. Al tüplerde saklamak tercih edilir.

    7. Boya maddeleri (Pigmentler)

    Anorganik pigmentler: Aluminyum oksit, aluminyum hidroksit, aluminyum silikat, baryum sulfat, bentonit, kalsiyum karbonat, kalsiyum silikat,demir hidroksit, kaolin, kieselgel, magnezyum aluminyum silikat, magnezyum oksit, magnezyum stearat, magnezyum tri silikat, talk, titan dioksit, ultramarin (mavi, yeşil, kırmızı, menekşe) çinko stearat, çinko oksit.

    Organik pigmentler: Karmen, karotinoidler, klorofil bakır kompleksi, karamel, nişasta ve sentetik pigmentlerdir.

    Sentetik pigmentler: Sentetik pigmentler indigoid, ksanten, azo, nitro, trifenilmetan, kinolin ve antrakinon grup olmak üzere 6 gruba ayrılırlar. ?

     İstenen renk tonunun sağlanması için partikül iriliği büyük önem taşır. ? Renklendirici maddenin kararlılığı, renk şiddeti ve kalıcılığı spektral yöntemlerle incelenir. ? Kozmetik preparatlarda kullanılabilecek boya maddelerinin konsantrasyon sınırları her ülkenin kendi kozmetik yönetmeliklerinde yer almaktadır.

            Kozmetik yapımcılarının boyaları kullanırken dikkat edecekleri noktalar, özellikleri, çözünürlükleri, pH?ları, deri ve saça ilgileri ve toksisiteleridir. İçinde kulanılacağı preparata göre, boya, su, alkol ve yağda (eğer emülsiyonlarda kullanılıyorsa) dış fazda çözünebilmelidir. Bazı boyalar sadece asit ortamda, bazı boyalar da bazik ortamda çözünürler. Bazıları sadece belirli bir pH aralığında istenen tonu verirler. Kozmetik preparatlarda kullanılan boyaların kullanılacakları şekle göre, deriye ve saça adhezyonu istenilen (saç boyaları) veya istenmeyen (sabunlar) bir özelliktir. Suda çözünen boyaların deriye adhezyonu daha fazla, yağda çözünen boyaların deriye adhezyonu daha azdır.

    Kozmetik preparatlarda kullanılmalarına izin verilen boyaların dahi bir zararsızlık derecesi vardır. ABD yasaları renklendiren maddelerini üç sınıfa ayırmıştır. Bütün besin maddeleri, kozmetik preparatlar ve ilaçlarda kullanılanlar (F.D.ve C), yalnız kozmetik ve ilaçlarda kullanılabilecek olan boyalar (D ve C) yalnız haricen uygulanacak ilaçlarda ve dudak gibi mukoza membranına sürülmeyecek kozmetik preparatlarda kullanılacak olanllar ise (Ext. D ve C) olarak adlandırılmışlardır.

    ABD yasalarına göre göz çevresine kullanılacak boyaların hiçbiri kömür katranı kökenli olmamalıdır. Bunun yanı sıra boyadaki As, Pb gibi ağır metaller ve diğer kirliliklerin maksimum konsantrasyonu verilmiştir.

    8. Koku maddeleri

    Parfüm Hazırlanması:

    Hoş bir koku elde etmek için birçok maddelerin karıştırılmasıyla parfüm hazırlanabilir. Bir parfüm hazırlamada kullanılan maddeler, genellikle 25-30 ve bazı durumlarda 100 ve daha fazla da olabilir. Bu maddeler, kullanılma süresince homojen ve değişmeyen bir koku sağlayacak biçimde karıştırılmış olmalıdır. Parfümlerdeki ve kozmetiklerdeki koku maddeleri pek çok koku bileşeni içerirler. Örn, bir sabundan 50-150 arası koku bileşeni bulunur. Kozmetik ürünlerde ise 200-500 olabilir. İyi parfümlerde, alkol esaslı 15-30 arasında koku bileşeni bulunur. Kolonyada ise bu oran 5-8?e düşer. Kozmetiklerde kullanım oranı 0.1-l dir.

    Koku maddeleri istenmeyen toksik etkiler oluşturabilir, fotofoksosite, fotoduyarlık ve kontakt dermatitlere neden olabilirler. Güvenirlik testinde, yağda (+) için petrolatum ile seyreltilerek patch testi uygulanır.

    Parfümeride kullanılan hammaddeler: a)Bitkisel kaynaklı b) Hayvansal kaynaklı, c) Sentetik kimyasal maddelerdir.

    Büyük bir grubu oluşturan bitkisel maddeler, özel kokulu uçucu yağlardır. Uçucu yağlar bitkilerden; a- Distilasyon b- Maserasyon c- Sabit yağ ile tüketme d- Sıkma, yöntemleri ile elde edilebilirler.

    Hayvansal kaynaklı maddelerden en önemlileri amber, misk civet ve castoreumdur.

    Sentetik maddeler çok geniş bir alan kaplar. Bunlar, alkol (benzil, fenil-etil, sinnamil alkoller), ester ( benzil asetat) aldehit (amil sinnamik aldehit), asetal (fenilasetaldehit, dimetil asetal) ve keton (ionon) yapısında maddeler olabilir.

    Parfümü oluşturan maddeler; a) Temel madde b) Karıştırıcı madde c) Düzeltici madde d) Fiksatör, olarak gruplandırılabilir.

    ·         Temel maddeler, preparatın kokusunda olan maddelerdir (Örn, yasemin esansındaki benzil aldehit gibi).

    ·         Karıştırıcı maddeler, parfüm hazırlanmasında kullanılan maddelerin birbirleriyle kaynaşmasını ve tek bir koku ile ortaya çıkmasını sağlarlar. Feniletil alkol iyi bir karıştırıcı maddedir. 7 Düzeltici maddeler, hazırlanması düşünülen parfüm tamamlayacı koku veren maddelerdir (gül parfümüne, yaprak kokusunun ilavesi gibi)

    ·         Fiksatörler, parfümün sabitliğini sağlayan maddelerdir. Zamk yapısında maddeler bu iş için uygundur. Bir parfümün a) Üst b) Orta c) Alt yapısından söz edilebilir.

    ·         Üst maddeler, en önce kokusu duyulan maddelerdir.

    ·         Orta maddeler, karıştırıcı nitelikte ve parfüm karakter kazandıran maddelerdir.

    ·         Alt maddeler ise, en az uçucu olan ve parfüme sabitlik veren maddelerdir.

     

     Tabii ve sentetik koku maddeleri kozmetiklerde değişik oranda kullanılır. ? Koku Yaratilması ? Modern koku endüstrisinde, parfümleri, genellikle parfümcü ve değerlendiriciden oluşan bir takım yaratır. Değerlendiricinin rolü, pazar açısından gereksinimin yorumlanmasında ve koku ´tema´sının optimize edilmesinde parfümcüye yardım etmektir. Böylece, kokunun yaratılması, kokunun yorumlanması ile başlar.

     

    İdeal bir koku yorumu bazı bilgileri içerir:

     

    Amaç: Markanın stratejisine uygun olarak koku geliştirmek için, projenin amacı kısa olarak tanımlanmalıdır.

    Altyapı: Ürün tipi veya ürün tiplerinin genel yelpazesi ayrıntılarıyla tanımlanmalıdır. Ürün sınıfına ait, pazar ortakları ve rakipleri içeren ayrıntılar gereklidir.

    Kavram: Parfümcü için kavram en önemli girdidir. Yeni kavramın tanımı, ürünle ilgili özel ve fizyolojik sav açıkça belirtilmelidir ?

    Kokunun Yönlenmesi: Parfümün evrimsel veya devrimsel olması gerektiğini bilmek parfümcüye yardımcı olur. Seçkin kullanıcılara mı hitap edecektir?  

    Teknik Yarar: Difüzlenme, kalıcılık, vb gibi davranış kriterleri tanımlanmalıdır. Kokunun ikincil bir yararı varsa, örneğin antimikrobik yararı, mutlaka belirtilmesi gereklidir ?

    Ürün Bazının Tanımı: Ürün tipinin tanımlanmasının yanısıra, herhangibir baz-parfüm etkileşimi bekleniyorsa, bu durum belirtilmelidir.

    İşlem Ayrıntıları: Kokunun hangi basamakta, hangi sıcaklıkta ve ortamda, örneğin hangi pH´da, ürüne ekleneceğine ait önemli bilgiler parfümcüye verilmelidir.

    Ambalaj Tanımı: Kullanılacak olan ambalajın tipi de önemlidir. Bazı parfümler, bazı tip ambalaj ile etkileşerek renk değişimi ve/veya çatlamalara yol açabilir. Ambalajın saydam olup olmadığını parfümcünün bilmesi gereklidir, çünkü bazı parfüm bileşenleri UV ışığından etkilenir. Ambalaj örnekleri her zaman parfümcüye verilmelidir.

     Amaçlanan Kullanıcı Grubu: Hedef tüketici profili verilmelidir. En önemli ayrıntılar, cinsiyet (erkek, kadın, her iki cins veya aile), yaş, sosyo-demografi ve ürün kullanma alışkanlığıdır.

    Coğrafik Alan: Satış yapılacak olan ülke veya ülkeler ile birlikte, her ülkedeki ana rakipler belirlenmelidir. Koku tercihi, ülkeden ülkeye değişim gösterebilecek, edinilmiş koku zevki ve pazar koşullarının fonksiyonudur.

    Seçim Testi: Kokuların nasıl seçileceğinin tam ayrıntısı gereklidir. Varsa, öntarama testi ve kullanıcı test protokolünün ayrıntıları verilmelidir.

    Çalışma Standartları: Mümkün olduğunca açık olarak tanımlanmalıdır.

    Destek Veriler: Koku firmasının, başvuruyu desteklemek için vermesi gereken minimum verilerin ayrıntıları tanımlanmalıdır.

    Kararlılık Verileri: Ürün ile ilgili saklama koşulları hakkında bilginin yanısıra, başvuru için gerekli saklama koşullarındaki kararlılık verileri verilmelidir.

    Güvenilirlik Verileri: Tüm parfüm başvuruları, yönetmeliklere uymalıdır.

    Ticari veriler: Kısa ürün bilgisi, bitmiş ürünün ton başına maliyetini veya parfüm maliyeti ve dozunu ayrıntılı olarak belirtmelidir.

    Zamanlama: Varsa, daha önceki başvuru ve son başvuru verileri verilmelidir.  

    Koku Yaratilmasinda Başarinin Durum:  Kokuya ait kısa ürün bilgisi, iki kışıma ayrılabilen başarı kriterini içerir: Şiddet, difüzlenme, kalıcılık, vb gibi kokunun asıl davranışı,

    Kokunun sağlayabileceği ikincil yararlar, örneğin antimikrobik ve böcek kovucu etki ve aromakoloji (Aromakoloji, kokunun ruhsal duruma ve mutluluğa etkisidir. Genellikle, aromaterapi ile karıştırılır. Aromaterapi, bireyin koku yağları ile tedavisidir).

    Kokunun Davranışı: Kokunun davranışı, kokunun fizikokimyasal özellikleri ve ürün matrisi ve substrat ile etkileşim sonucu belirlenir.

    Substrat Üzerinde Devamhlık/Kahcıhk : Koku molekülünün devamlılığı, substrat üzerinde alıkonmasıdır.

    Kalıcılık ise, substrat üzerine geçtikten sonra algılandığı süredir. Şampuan ve duş jelleri gibi durulanan ürünlerin devamlılığı başlıca iki etmene bağlıdır: ?

    - Koku molekülünün substrat üzerinde alıkonması için yüzey etkin çözeltiden ne oranda ayrıldığı, birinci ana etmendir. ?

    - Diğer ana etmen, koku molekülünün substrata olan ilgisidir. Bu ilgi, koku molekülünün boyutu, şekli ve fonksiyonel gruplarının, ve substratın kendisinin fonksiyonudur. Cilt yapısı da koku molekülünün ciltten havaya geçişini etkiler. ?

     

    İkincil Yararlar: Koku molekülleri ikincil yararlar da sağlayabilirler. Yararlı etki sağlamak için, ilk olarak aromatik bitkiler kullanılmıştır. Böcekleri uzaklaştırmak için aromatik bitkilerin yakılması ve mumyalama işleminde koruyucu olarak kullanılması, ikincil yararlara örnek oluşturur.

     

    Duyusal Psikoloji:

     

    Koku duyusu, duyularımızın en eskisidir ve doğrudan beyine bağlı olan tek duyudur. Beyinin hafıza ve duygudan sorumlu kısmı ile bağlantılıdır. Dolayısıyla, kokunun iletişim kurma ve ruhsal durumumuzu etkileme özelliği vardır. ?

    KARARLILIK: Koku firmalarının ana görevlerinden birisi, yarattıkları kokuların kullanıldıkları baz içinde kabul edilebilir kararlılığa sahip olmasıdır. Koku ile ilişkili kararlılık iki türlü değerlendirilebilir: ?

     

    -Kokunun kararlılığı: Oda sıcaklığında uzun süre saklanan parfümün orijinal özelliklerinin çoğuna sahip olması. ?

    -Bazın kararlılığı: Bazın fiziksel ve davra nış özelliklerinin koku tarafından önemli ölçüde değiştirilmemesi. ? Saklama süresinin uzatıldığı durumlarda, kokunun buharlaşarak veya ambalaj maddesine göç ederek, şiddetinde bir miktar azalma beklenmesi normaldir. Bunlara ek olarak, koku bileşenleri baz bileşenleri ile kimyasal olarak etkileşebilir. ? Bazın viskozite veya renk gibi fiziksel özellikleri koku bileşenleri tarafından etkilenebilir. Bunun yanısıra, bazı etkileşimler etkiyi azaltabilir, hidrojen peroksit veya benzil peroksit parçalanabilir. Koku, ambalaj ile etkileşerek renk açılmasına ve/veya çevresel etki ile çatlamaya yol açar. Mat krem 0.3 Ayak pudraları 0.8-1.2 Deri besleyici krem 0.5-0.8 Saç kremi 0.8-1.2 Dudak boyası 1 Güneş yağı 0.3-0.7 Şumpuan 0.5-1.2 Diş patı 1 Traş kremi 1-1.2 Ağız suları 2 Çocuk pudrası 0.3 Tuvalet sabunu 1-1.5 Yüz ve vücut pudrası 0.5-0.7 Lüks tuvalet sabunu 2-3 Kozmetik preparatlarda eterik yağın stabilitesi büyük bir problem olarak tartışma konusudur. Geniş ağızlı kavanozlar içinde takdim edilen preparatta eterik yağlar kolay değişmeye uğrarlar. Değişen mahsullerinin istenmeyen kokusu yanında deri için tahriş edici tesirleri vardır.

     

     

    9. Anorganik yardımcı maddeler

     

    Anorganik pigment olarak belirtilen maddeler yanında, kil (bolus), borik asit, boraks, Na perborat , potasyum pirofosfat, potasyum metafosfat, magnezyum perborat (peroksit, fosfat, stearat, sulfat, tiyosulfüt), magnezyum aluminyum silikat) veegum), sodyum fosfatlar, sodyum silikat, (stearat, sulfat, sulfit, tiosulfat), hidrojen peroksit, kükürt, selen di sülfit, silisyum dioksit (kiesel asidi), aerosil, kieselguhr (distome toprağı), amonyak, stronsium karbonat (sülfittiyo glukonat), çinko peroksit, çinko fenol sulfonat, çinko fosfat, çinko laktat, çinko sulfat, çinko undesilanat bu grup maddeler arasında söylenebilir.

     

    Derin Etkili Maddeler

     

    Bu maddeler deri ve saç üzerinde, terapotik etkisi olan maddelerdir ki , derin tesirli maddelere örnek olarak hormonlar, vitaminler, enzimler, proteinler, alfa hidroksi asitler bitki ve hayvan ekstreleri ve biyofaktörler verilebilir.

     

    Kozmetolojinin çağlardır üstesinden gelmeye çalıştığı bir problem, derinin yaşlanmasını ve buna bağlı olarak normal fonksiyonlarını 10 yitirmesini önlemektir. İnsanların bazılarında yaşlanma diğerlerine nazaran erken başlar. Bu olay genetik faktörlere de bağlıdır. Kadınlarda genellikle 35-45 yaşları arasında görülür. Deri kurur, rengini kaybeder, sarkar ve kırışır. Deri incelerek deri altı yağ dokusu kaybolur. Damarlar daha görünür bir hale gelir. Böyle bir deri mikroskobik olarak incelendiğinde, Kollajen bağ dokusunun daraldığı ve koryumdaki yağ birikiminin fazlalaştığı görülür. Yağ ve kıl bezleri görevlerini yapamaz hale gelirler. Terleme bezleri ve kıl kökleri kaslarında bir değişiklik görülmez. Kozmetiklerin kullanılma nedeni genel anlamda deriyi korumak, temizlemek, ve epidermisin özelliklerini uzun bir süre korumasını sağlamaktır.

     

     Vitaminler Vitaminlerin kozmetik preparatlarda kullanımı çok eski değildir. Günümüzde saç, tırnak ve deri fizyolojisi hakkında yeterli bilgi sahibi olunduğu için vitaminlerin topik uygulamaları artmıştır. Vitaminler uygun oranlarda kullanıldıklarında saç, tırnak ve deri üzerinde koruyucu, düzeltici ve yenileyici özelliktedirler. Topik olarak kullanıldıklarında özellikle deri yaşlanması, kuru ve pullanmış deri ve kırışıklık gibi derideki dejeneratif değişikliklerde etkindirler. Kozmetik açıdan önemli vitaminler ; Vitamin A: Retinoik asit (Vit A asit, tretinoin), Retinol (Vit A Alkol), retinil palmitat (Vit A palmitat), Retinal (Vit A Aldehit) Vitamin C (Askorbik Asit), esterleri; Askorbil palmitat Vitamin E (?-tokoferol): esterleri;tokoferol asetat, türevler; Vit E linoleat, Vit E nikotinat Vitamin A- Derinin keratinizasyonunda rol oynar. Vit A eksikliği keratinizasyonu arttırır (hiperkerotozis) Korium tabakası kalınlaşır ve derinin rengi solar.

    Korium tabasında yağ bezlerinin ağzını kaparsa sebum dışarı çıkamayacağından, deride siyah noktacıklar ve bir çeşit akne oluşur. Deri