Kozmetik ürününüz ne kadar güvenli? - Ürün Güvenliği

Osmanlı ve Güzel Koku

Osmanlılar güzel kokuyu çok sever ve çok önem verirlerdi. Bahçelerde güzel kokulu çiçekler yetiştirir, birbirlerine güzel kokulu çiçekler hediye ederlerdi. Güzel kokulu bitkilerden damıtılarak elde edilen sular ve uçucu yağlar parfüm gibi çok sevilir ve kullanılırdı.

 

 

Gül esansı ve özellikle “gül suyu” Osmanlıların vazgeçemedikleri kokulardandı. Gül çiçeğinin yapraklarının damıtılması ile elde edilen gül esansının yanı sıra elde edilen gülsuyu (aqua rosae) daha hafif olan kokusu ile günlük hayatta çok kullanılıyordu. Gülsuyunun yanı sıra yasemin, kokulu menekşe, nergis, zambak gibi bir çok kokulu çiçek imbikten geçiriliyor, hem uçucu yağı hem de kokulu suları kullanılıyordu. İmbikten geçirilerek elde edilen kokulu sulara “buhur suyu” (güzel kokan su) deniliyordu. Çiçek sularının yanı sıra misk, amber, gibi hayvansal maddeler öd (lignum aquilariae, lignum aloes), kafur (camphora, camphor), santal (lignum santali) gibi ağaçlardan, asilbend (benzoes, gummi benzoe) gibi reçinelerden elde edilen güzel kokular da kullanılıyordu. Bu maddeler genellikle belli formüllerde karışımlar olarak hazırlanıyordu.

Osmanlılar güzel kokulu yağları saçlarına, sakallarına sürüyorlar, kolye şeklinde hazırlanan katı parfümleri üzerlerinde taşıyorlardı. Banyolardan sonra güzel kokulu parfümler ve sular kullanılıyor, evler güzel kokularla tütsüleniyor, yemekler güzel kokulu otlarla lezzetleniyordu. Camilerde ve türbelerde güzel kokulu otlar tütsüleniyor ziyarete gelenlere gül suları ikram ediliyordu.

GÜZEL KOKUNUN TAKDİMİ

Screenshot_8

Osmanlılar evlerine gelen misafirlerine de güzel kokulu sular; gül suyu ve buhur suyu ikram ederlerdi. Eve gelen misafirlere kahve, şerbet ikramından sonra muhakkak güzel kokulu suları özel şişelerde misafirlerin ellerine döküyorlar ve sonra odaya buhur ( güzel kokulu bitki tütsüsü) ile oda kokulanıyordu. Bu şekilde evde misafirlere yapılan ikramlar aynen devlet daireleri ve resmi dairelerde de yapılıyordu. Kahve, şerbet, istenirse tütün çubuğu takdim ediliyor.

Sonra da gül suyu veya buhur suyu ellerine dökülüyor, güzel kokulu maddeler ile oda tütsüleniyordu. Kahve, şerbet ve güzel kokulu suların sunulması sırasında misafirlerin dizlerine güzel işlenmiş peçeteler seriliyor sonra buhur suyu ellerine dökülüyordu. Resmi dairelerde bu ikramlar genellikle 15 hizmetçi ile eğer daha üst seviyede bir resmi yer ise ikramlar 40 hizmetçi ile yapılıyordu. Resmi dairelerde bu ikramlar öylesine büyük bir merasim ile yapılıyordu ki 1792 yılında Sultan III. Selim bu merasimleri sınırlandırmış ve daha basit şekilde yapılması için emirler vermişti. Bu emirden sonra resmi bürolara gelen misafirlere ikram şöyle yapılacaktı; Misafir gelince merasimsiz yalnız bir kahve ve misafir giderken yalnızca güzel kokulu sular (gül suyu, buhur suyu) ve tütsü ikramı. Osmanlıların klasik döneminde bayramlarda ve özel kutlama günlerinde de bu ikramlar yapılıyordu. Sarayda yapılan bayram kutlamalarında güzel kokulu sular ikramı vazgeçilmeyen bir gelenekti. Bütün yemek ziyafetlerinin sonunda kahve, şerbet ve güzel kokulu sular ikram edilirdi. Padişah kızlarının düğünlerinde, oğullarının sünnet düğünlerinde büyük ziyafetler verilir ve sonunda misafirlerin ellerine güzel kokulu sular dökülürdü. Bu düğünlerde verilen hediyelerin içinde de özel şişelerdeki kokulu sular önemli hediyelerdendi. Şehzade Sultan Ahmet’e 1675 yılında yapılan sünnet düğününde Edirne aktarlarının verdikleri hediyeler arasında 3 büyük şişe çiçek suyu, 3 büyük şişe buhur suyu, 6 büyük şişe gül suyu vardı. İstanbul aktarlarının verdikleri hediyeler içinde ise 4 şişe bitki suları, 18 şişe buhur suyu, 60 şişe çiçek suları resmi kayıtlara geçmişti.

GÜZEL KOKU SATANLAR

Screenshot_7

Osmanlı Devletinde güzel koku ticareti ile uğraşanlara da belgelerde rastlıyoruz. 17. yüzyılda İstanbul’da sadece gülsuyu satan 41 dükkân ve 70 çalışanı vardı. Geniş çaptaki araştırmalarda ise güzel koku satan dükkânların 2000 adet ve burada çalışanların 3005 kişi olduğu rapor ediliyor. Sarayda, resmi dairelerde veya evlerde kullanılan güzel kokular bu dükkânlardan satın alınıyor, bu dükkânlar genellikle ürünlerini kendileri imal ediyorlardı. Müslümanların kutsal toprakları olan Mekke ve Medine’deki kutsal mekânların güzel kokması için özel parfümler ve buhur suları her sene hac zamanından önce İstanbul’daki Topkapı Sarayı’ndan gönderiliyordu. Güzel koku olarak ilk sırada gülsuyu geliyorsa da çiçek suları ve özel olarak hazırlanmış buhur suları da çok kullanılan ve satılan parfümlerdendi. Gül suyu özellikle Edirne’den geliyordu. Edirne’de yetiştirilen kokulu güllerden bu konuda ihtisaslaşmış kadınlar gül yağı ve gül suyu imal ediyorlardı. Ayrıca diğer güzel kokulu çiçekler; menekşe, yasemin, nergis, zambak ve şebboy (Flos cheiranthi cheri) gibi çiçekler de bu amaçla kullanılıyordu. Topkapı Sarayı’nda kokulu sularda ve şerbetlerde kullanmak için ilkbaharda sadece menekşeden bir defada 400 kilo satın alındığını biliyoruz.

OSMANLI SARAYINDA HAZIRLANAN BUHUR SUYU

Osmanlı Sarayı’nda yaşayanlar güzel kokuları her zaman kullanıyorlardı. Bu kokular ya en iyi hazırlayan esnaftan satın alınıyor veya hazırlattırılıyordu. Bunların dışında Topkapı Sarayı’nda senede bir defa özel günlerde (Ramazanın 15. gününde) padişah ve saraylılara hediye edilmek üzere özel bir ekiple hazırlanan bir “buhur suyu” vardı. Bu çok özel ve çok güzel kokulu parfüm iki çeşitti. Biri sadece padişah ve çok yakınlarına hediye edilen “beyaz buhur suyu” bir de diğeri de saraylılara hediye edilen “kırmızı buhur suyu”. Bunların hazırlanması özetle şöyle idi;

Beyaz buhur suyu: 
1. aşama: Sarı sandal (lignum santal), buhuru meryem( tubera cyclamen), asilbend (gummi benzoe), öd ağacı (lignum aloes) belli ölçülerde alınır, ince özel bezlere ayrı olarak sarılır ve bağlanırdı. Belli ölçüde gül suyu içine özel kaplara konup 12 saat hafif ateşte kaynatılır. Sonra soğutulurdu. 
2. aşama: Yukarıda hazırlanan kokulu su ayrı bir kapta; Sarı sandal( lignum santal), yağlı buhuru meryem (tubera cyclamen), öd ağacı (lignum aloes), kalenbek tozu (lignum aquilaria) ve asilbent (gummi benzoe) ile gene aynı şekilde 12 saat kaynatılır. Ateşten inince el dayanır sıcaklıkta içine az miktarda misk ve hazırlanan sıvı kadar özel çiçek suyu katılırdı.

Kırmızı Buhur suyu: 
Ayrı bir özel kapta gül suyu koyup kaynatılır, kaynatılırken içine lotur (symplocos racemosa roxb) ve bir miktar çöğen tohumu (anthoenemum glaucum) konur ve gene kaynatılır. Ayrı bir kapta Sarı sandal, buhuru meryem, asilbend ve öd ağacının ince bezlerle sarıldıktan sonra gül suyu içinde 12 saat kaynatılıyor ve bu su alınıyor. ikisi karıştırılıyor ve içine kırmız (coccinellae) konup karıştırılıp ateşten indiriliyordu.

Bu kokulu suları Topkapı Sarayı’nda “Seferli Odası” diye adlandırılan bir gurup saray görevlileri tarafından özel olarak hazırlanırdı. Bu imalata “Çamaşırcı başı” başkanlık ederdi. Bu şahıs sultanın çamaşır ve giyiminden sorumlu sarayda yaşayan bir üst görevli idi.

Bu imalat yapıldıktan sonra Sultana, ailesine, önemli devlet yöneticilerine ve saray halkına özel bir merasimle takdim edilirdi. Bu takdim sırasında kullanılan şişeler özenle seçilir ve sipariş edilirdi. Genellikle Venedik’ten getirtilen altın yaldızla süslü şişeler kullanılırdı. Bu şişeler gene özenle seçilmiş ve desenlerle süslü tepsilerde sunulurdu. Bu “buhur suyu” nu alan Sultan ve saraylıların getirenlere değerli hediyeler vermesi adettendi.

Prof. Dr. Ayten ALTINTAŞ
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp fakültesi Tıp tarihi ve Etik Anabilim Dalı

« tüm haberlere geri dön