Kozmetik ürününüz ne kadar güvenli? - Ürün Güvenliği

KOZMETİK SEKTÖRÜ SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Kozmetik Üreticileri ve Araştırmacıları Derneği yönetim kurulu kozmetik sektörünün sorunlarını ve çözümleri ile ilgili yaptığı çalışmayı sizler ile paylaşıyoruz.

No

              Sorun

Çözüm

1 Eksik Sermaye.

 

Bu tüm kobiler için geçerli olmakla birlikte, kozmetik sektöründe daha da yaygın bir durumdur. Küçük yatırım sermayeleri ve neredeyse yok denecek işletme sermayeleri ile firmalar kuruluyor.

Genel olarak bu başlığı derinleştirmeden devlet teşvik ve desteklerinin ödeme sisteminin yeniden değerlendirilmesi gerekiyor. Mevcut sistemden çok fazla yararlanılamıyor.

2 Personel.

 

Sektörde deneyimli personel bulmak çok zor. Sektör büyük çoğunlukla Kobiler den  oluştuğundan, Eczacı, Kimyager, Kimya Mühendisi ve Biyologlar uzun süreli sektörde kalmıyorlar. Belli bir sanayi deneyimi sonunda farklı sektörlere geçiş yapıyorlar. 5 yılı aşkın bir deneyime sahip olarak sektörde çalışan nitelikli personel  sayısı oldukça az.

İlgili STK (Sivil Toplum Kurumu) lar tarafından, üniversiteler ortaklı, Kamu destekli yada Özel girişimlerle “Kozmetik Uzman Yetiştirme Okulları” açılmalı. Bunlar , 6 ay ile 1,5 yıl arası değişebilecek sürede uygulamalı eğitim vermeliler. İlgili eğitim kurumları prototip üretim yapan tesislerden oluşmalı. Bu kişilerin “Uzman”  statüleri kozmetik yönetmeliği ile kabul görmeli, tanımlanmalı, derecelendirilmeli.
3 Tesis yetersizlikleri.

 

Kurulan tesislerin, etkili ve standart üretim yapabilme konusunda yeterliliklerinin olmaması.

Genel teşvik ve destek programlarının etkili hale getirilmesinin yanı sıra ve daha da önemlisi sektörde kümelenme faaliyetlerinin geliştirilmesi gerekir.  Bunun geliştirilmesi bazı konuları aşmaya katkı sağlayabilir. Mesela ortak tesis kullanımlar, ortak üretim alanlarının geliştirilmesi, ortak laboratuvarların kurulması.
4 Makine ekipman.

 

Ülkemizde bu konuda  fiyatlar oldukça yüksek ve çözümleri yetersiz. Bir orta sınıf araba fiyatının üzerinde sıradan bir dolum makinesi satılıyor.

Kümelenme faaliyetleri ile bu konu aşılabilir. Ayrıca yurt dışı çok uygun çözümler var. Bu konu servis imkanı ülkemizde, makine yurt dışından olacak şekilde de çözülebilir. Ki bazı firmalar bu yola gitmiş durumdalar.
5 Ambalaj.

 

Ülkemizde yeterli ve standart ambalaj çözümleri bulunmuyor. Neredeyse büyük kısmı ithal. İthal olanlar da ise tedarik sorunu yaşanıyor. Stoklu çalışmak yada beklemek gerekiyor. Bu da iyi bir üretim yönetimi yada marka yönetimi için büyük bir sıkıntı oluşturuyor.

Şişecam gibi cam üreticisi kurumların bu konuda alternatif ambalaj çözümleri geliştirmesi . Firmaların bir araya gelerek ortak kalıplar hazırlatması gibi seçenekler olabilir.
6 Hammadde.

 

Üretimde kullanılan hammaddelerin büyük kısmı ithal. Ayrıca “Kozmetik Hammaddeleri” ile ilgili yasal bir düzenleme yok. Denetimsiz ve kontrolsüz bir şekilde sektöre sunuluyor. Ürün ile ilgili tüm riskler üreticiye yükleniyor yasalar ile. Üretici kobi olunca, bilgi eksikliği, tesis eksikliği gibi durumlardan dolayı ürün standardını, formül sürdürülebilirliğini sağlayamıyor.

Ülkemizde “Kozmetik Tarımı”, “Kozmetik Hayvancılığı”, “Kozmetik Madenciliği” kavramları tanımlanmalı. Bu tanımlara uygun teşvik ve çalışma alanları oluşturulmalı. Uzun vadede girdi sorununu büyük oranda çözeceği gibi ülkede başka alanlarda ciddi ekonomik katkı yapacaktır.

“Kozmetik Hammaddeleri” başlıklı bu konuyu düzenleyen bir yönetmelik yayınlanmalı.  Yada mevcut yönetmeliğe eklenmeli yada hızlı bir şekilde olacak bir tebliğ, klavuz şeklinde bu konuda hammadde tedarik zincirini kontrol altına almak gerekir. Bu konunun kontrol altına alınması, etkin ve stanadart kozmetik ürünlerin çoğalmasına neden olacaktır. Ve de üretici denetiminden daha kolay ve hızlı olabilecektir.

7 Ürün iddiaları.

 

Mevcut kozmetik tanımımız neredeyse hiçbir iddiayı yazamaz kılmaktadır. Hatta daha da fazlasını talep edip, iddiayı formül içinde ki bir bileşene bağlıyorsanız iddianın bu bileşenden kaynaklı olduğunu da ayrıca doğrulatmayı istemektedir. İddiası olmayan kozmetik ürünler üretemedikten sonra sahada ki normal kozmetik ürünlerin liderleri olan uluslararası firmalar ile hiçbir şekilde rekabet etme şansımız bulunmamaktadır. Bu da sektörün önünü tıkamakla beraber, doktor çalışması, internet satışları, doğrudan satış gibi denetimi olanaksız olan satış kanallarının gelişmesine neden olmaktadır.

Kozmetik ürün iddialarını doğrulamak için yayınlanan klinik çalışma yönetmeliği biran önce uygulanabilir ve rekabet edilebilir şekilde işletilmeye başlanmalıdır. İddialarını bu yönetmelik çerçevesinde doğrulayan firmalar bazı temel  ibareleri rahatlıkla kullanabilmelidirler. Kırışıklık giderir, yaşlanma karşıtı etkiye sahiptir, yaşlanmayı geciktirir vb. Sağlık beyanı olan olan iddiları içeren kozmetikler içinde “Geleneksel Tıbbi Bitkiler Yönetmeliği” deki usuller esas alınıp dağıtım kanallarına kısıtlama koyulmadan iddialarını belirtmelerine izin verilmelidir.
8 Uluslararası ticaret.

 

Dünyanın her ülkesinde neredeyse ayrı kozmetik mevzuatı uygulanmaktadır. Bu anlamda ihracat yapmak oldukça zor olmaktadır. Her yeni pazar için yeni masraflar, yeni tesis gerekleri, yeni ambalaj ve etiket maliyetleri rekabet edebilmeyi zorlaştırdığı gibi bundan vaz geçirmektedir.

Kamu düzeyin de ülkeler arasında bu yönlü protokoller oluşturulmalı. Bazı ülkeler de bu kontroller ticari firmalara verilmiş durumda. Bu durum adil rekabet açısından çok doğru değildir. Bu konuda ülkemiz otoritesinin beyanları ve verileri doğru kabul edilmeli. Bunlar olmuyorsa, ülkeye giren kozmetik ürünleri ile alakalı da adil rekabet şartları gereği bazı uygulamalar yapılmalı. Ticari ateşelikler bulundukları ülkelerin mevzuatları ile ilgili bilgilendirilmeli ve olası ticari girişimlerde bilgi verebilmelidir.
9 Örgütsüzlük.

 

Sektörde firmalar örgütlenme konusunda oldukça bilinçsiz bir davranış içindeler. Bu olmayınca kamu da yada ticareten temsilleri zor olmakta sorunları bireysel olarak çözememektedirler.

Bu konuda bildiğiniz üzere derneğimiz kuruldu. Kamunun STK’lar ile ortak hareket ettiği, görüş aldığı üreticilere duyurulmalı. Hatta bazı konularda STK’ları yetkili kılıp üreticinin kendi içinde örgütlü bir yapıya ulaşması sağlanmalı.
10 Denetimler konusunda yaptırımlar ve denetim süreçlerinin işleyişinde mağduriyetler yaşanmaktadır. Bildirim yapmayanın denetlenmesi yeterli yapılmamaktadır. Ürün geri çekme gibi bazı kararlar uygulanırken çok kolay karar verilebilmektedir. Bunlar ticareten çok büyük sıkıntılar oluşturmaktadır. Elzem olan tüketici sağlığını korumakla beraber verilen cezaların buna gerçekten hizmet ettiği noktasında bazen netlik oluşmamaktadır. Denetim raporları daha sık paylaşılmalı. İlgili STK lar denetim süreçlerin de bir şekilde aktive edilebilmelidir. Denetimler de kullanılan kontrol formları hazırlanırken ilgili STK görüşlerine de başvurulmalıdır. Denetimler firmaların büyüklüklerine (özellikle dönemsel üretim yerleri, ev yapımı kozmetikler, etnik kozmetikler vb), üretim yaptıkları ürün gruplarına göre öznel koşullarına göz önünde bulundurularak yapılmalıdır. Örneğin ağda üreticisinden beklenen havalandırma kriteri ile parfüm üreticisinden beklenen aynı olmamalı.
11 Markalaşma Stratejisi yok.  Bazı yaklaşımlar var fakat yetersiz. Geçtiğimiz günler de KOSGEB tarafından yayınlan Markalaşma Desteği benzeri programlar arttırılmalı. “Ülkenin Kozmetik Marka” değerini genel olarak arttırıcı faaliyetler de bulunulmalı. Patent hedefli stratejiler geliştirilmeli. Güzel Sanatlar Fakülteleri gibi kuruluşlarda kozmetik ürün tasarımları konusunda uzmanlıklar teşvik edilmeli. Ülkenin moda, sinema ve TV yüzlerinin yerli ürünleri kullanması ve desteklemesi sağlanmalı. Devlet Tiyatroları destekli tanıtım filmleri çekilmeli. Bu ve benzeri eğitim kurumları ve kuruluşlarda kozmetik markalaşmasına yönelik iş birlikleri ve disiplinler arası çalışmalar yapılmalı.
12 Ar&Ge hedefi yok.

 

Ar&Ge merkezi kurabilmenin koşulları nisbeten geçtiğimiz günlerde yumuşatıldı. Fakat bu da yeterli değildir. Min. 30 teknik eleman zorunluluğu var. Bu sayı 50 den düşürüldü. Ortalama toplam çalışan sayısı 10 kişi olan bir sektörde Ar&Ge merkez  kurmak çok mümkün değildir

Ar&Ge merkezi kurabilmek için gerekli teknik eleman sayısının 10 olarak tanımlanması bu durumu kolaylaştıracaktır. Kozmetik firmaların iş birliği ve kümelenme çalışmaları ile merkezler kurabilme şansları olacaktır. Ayrıca bir çok üniversitenin araştırma laboratuvar merkezi bulunmaktadır. Bunların çok makul rakamlarla sektörün kullanımına açılması gerekmektedir. Neredeyse aynı ilde 5 tane merkez bulunmasına rağmen bir “paraben free” iddiasını doğrulama testi yapılamamaktadır.
13 ÖTV sorunu.

 

Temel tüketim ürünü olarak kabul edebileceğimiz kozmetik ürünlerinde ÖTV alınmaktadır. Vergilendirme ÖTV + KDV şeklinde işlemektedir. Yani verginin de KDV’si alınmaktadır. Bu kayıt dışı ekonomiyi de göz önüne aldığımızda büyük bir haksız rekabet sorununa dönüşmektedir.

ÖTV’nin kozmetik ürünlerde yeniden değerlendirilmesi gerekiyor. Tamamen olmuyorsa da bir çok kozmetik üründe kaldırılması gerekiyor. Düzenleme usulünün de ÖTV’li + KDV şeklinde olmaması lazım.
14 Taklitçilik. Uluslararası piyasa dahil olmak üzere, ürünlerin fikri mülküyet haklarının korunması konusunda sıkıntılar yaşanmaktadır. Fikri mülkiyet hakları konusunda denetimlerin hızlanması için “üretici hakları koruma masası” şeklinde yapılanmalar STK lar arasında ortak olarak oluşturulabilir. Bu oluşumların kamu nezdinde muhatap olarak kabul edilmesi sağlanabilir. Aynı masa üreticilere bu yönlü hem kamusal alanda hem uluslararası alanda hemde ülkemizde bilgilendirme ve savunma çalışmaları yapar.
15 Sektörün ticareten ulusal bazda temsil sorunu.

 

Sektörün temsil yetkisi olan kurumların eksik çalışmaları ve yetersizlikleri önemli bir sorundur. Örneğin “13-14 Ekim 2012 de  yapılan Kozmetik Sektörü Gelişim Çalıştayı”. Çalıştay raporu çalıştaydan 3 yıl sonra yayınlandı. 2012 ve 2015 arası hedeflerin neredeyse hiç biri yapılmamış durumda ve neredeyse kimsenin bu hedeflerden haberi yok.

Sektörü ulusal olarak uluslarası ticaret de temsil yetkisinin sektörünün tüm bileşenlerini kapsaması ve yeniden yapılandırılması gerekiyor. İlgili temsil mekanizmasına STK temsilcileri, kamu çalışanları, akademisyenler, bağımsız araştırmacılar da dahil edilmelidir.
16 Mevzuat geçiş süreçleri yetersiz olabiliyor.

 

 

Mevzuat değişikliklerinde geçiş süreleri ve değişikliklerin uygulanması için daha uzun süreler tanınmalı. Mevzuat görüşlerine başvurulduğunda dönüşler için daha çok zaman tanınmalı.
17 Yerli üreticilere yönelik itibarsızlaştırma var.

 

Bilinçli yada bilinç dışı bir şekilde yerli üreticiler basın ve farklı kanallarda bilinç altında itibarsızlaştırılıp, güvensiz algısı yaratılıyor. Bu yerli bir kozmetik markası doğmasının önündeki en büyük engellerdendir.

Kamu spotları ile sektör desteklenmeli. Basında yerli markaların yer bulması sağlanmalı. İtibarsızlaştırma girişimleri kamusal alanda tekzip edilmeli.

« tüm haberlere geri dön